gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


not ekle
fotoğraf ekle
aktivite ekle
yazı ekle
foruma yaz



AKDENIZ KIYILARINDAN “CESARETâ€? ÜZERÃ?NE BÃ?RKAC KELÃ?ME

AKDENIZ KIYILARINDAN “CESARETâ€? ÜZERÃ?NE BÃ?RKAC KELÃ?ME - (25.6.2006)

Valenciaâ€?da yaşıyorum bir süredir. Kışını baharını ve yazını görecek kadar zaman geçirdim bu şehirde. Yüzlerce fotoğrafa, binlerce kelimeye sığdırdım Ã?spanyaâ€?yı kendi süzgecimden geçirip tüm bu süreçte. Andalucia, Ibiza, Madrid, Barcelona... Kimi uzun kimi ksa yolculuklar yaptim İspanyaâ€?da gönlümden geçtiğince; ama esas adımlarımı içsel attığımdan olacak; cesaret üzerine yazarken buldum kendimi gecelerden birinde, Ayora Parkıâ€?na bakan evimizde... ve paylaşmak istedim içimden taşıveren kelimeleri gezginlerle:

Cesaret görünenle sınırlı degil. Tam tersine görünende degil, görünmeyende gizli cesaret dedigin. Sırt çantasını alıp, tek başına dünyayı arşınlayıp, bol bol fotoğraf çeken ve döndüğünde çantasında hediyelik eşya yerine milyonlarca anı getiren gezgin, “çok cesurâ€? diye nitelendirilse de kimilerince, çok küçük adımlar atıyor olabilir kendi içinde. Görmekle sınırlı kalıyordur belki seyahati. Bunu ancak kendisi itiraf edebilir kendine; ki zaten kabul etmez dışardan gelen müdahaleleri hazır olmadığı müddetçe. Kişi ancak gelişmek istediğinde kendine doğrultabilir eleştirel bakışını. Onun içindir ki cesaret dışa değil içe bakabilen gözdedir bence. Cesaret, içsel seyahatlerde yatar tecrübelerimin söylediğine göre.

Bazen konuşmak değil susmak cesaret ister. Kimi zaman gerçek zevklerini kendi kendine kabul ettirebilmek ve göstermek istediğin “ideal benâ€?inden vazgeçebilmektedir cesaret. “Benâ€? dediğin kimliğine öylesine, o kadar da sımsıkı sarılıp bağlanmayı birakmaktir belki. Yalnızsan kalabalık, kalabalıksan yalnız olmayı denemekte; deneyebilmekteki güçte. “Cesur olmakâ€?, başkaları gibi; hani o eleştirdiğin, beğenmediğin, bazen farkına bile varmadığın “ötekilerâ€? gibi olmayı deneyimleyebilmek, onlar gibi görebilmek, düşünebilmektir...
Önce kendine, sonra başkalarına söylediğin yalanları bırakmak ve eleştirilmekten korkmamaktir. Kimi zaman herkes tepki vermenizi beklerken, uzaklara bakıp cevapsız kalabilmektir. “Ötekilerâ€?in yakıştırmayacağını düşünsen de, içinden gelen kıyafeti giyip bedenini dünyaya istediğin renklerde sunabilmektir belki. Deniz kenarindaki o uzak sahil kasabasina sığınmak diil, tam da kente ve kalabalıklar ortasındayken ihtiyaç duyduğun anlarda yalnız kalmayı başarabilmektir... Bazen “umurumda diilâ€? tavrını bir yana bırakıp söyleyebilmektir kırgınlıklarını. Tamamlama çabasına son verip, bu seferlik başarısız olmayı seçip yarım bırakabilmek, vazgeçebilmek; “anlatmak içinâ€? değil, “yaşamak içinâ€? adımlar atmak, bazen söylemek hep “bu seferlik de böyle olsun, bir dahaki sefere böyle olmazâ€? dediğimiz şeyleri, bazen de susmak belki söyleye söyleye anlamını yitirdiğimiz cümleleri. Kişi en iyi kendisi bilir kendisi için neyin cesaret gerektirdiğini.

Eleştirilsen de kendin olmaya devam edebilmek, inançlarını savunabilmek, duygularını ve düşüncelerini kendine saklamaktan vazgeçmek, ertelememek ve bedelleri göze alabilmektir. Var olmaktadır cesaret; kendini dünyaya yansıtabilmek; ve utanç diil gurur duymaktır bundan; kendini ötekilerle paylaşabilmektir. Korku ve kaygıların, umut ve kızgınlıklarınla... Güçlü olmaya çabalamadan, zayıf olarak algılanmaktan korkmadan... Emniyet kemeri takmadan atlayıvermektir yaşamın kucağına. Kolayı değil zoru seçmek, fethettiğin yeni kalelerinin surlarından kendine bakıp yüksekliğinden ürpermektir belki. Kendin olmayi secmek ve varligini tüm renklerinle kabullenerek dünyaya sunabilmektir cesaret dedigin.

Özgürlük de ancak buradan başlar işte içimizde. Onun için aşık olmak cesaret işidir bence; çünkü aşk kendine varmanın en kısa yolu, var oluşun en yoğun halidir. Ancak aşk çözer tüm iplerimizi ve özgürleştirir sahte kimliklerimizden bizi.



ÖZGÜN TANGLAY
Valencia, ISPANYA
Haziran 2006