Uyku Haritaları - (15.3.2002) |
Herkes aynı dünyaya uyanır. Oysa uyku herkesi kendine ait bir dünyaya götürür.
HERAKLİT
Az sonra kendimi uykunun o güzel boşluğuna bırakacağım. Sonra haritadan, yeni kentler belirleyip okyanusların ardında, bir yerlere, bir şeylere ya da birilerine doğru yola çıkacağım. Daha önce yaşamadığım, tanık olmadığım sahnelere tanık olacak, hatta bizzat içinde yer alacağım. Sonra uyandığımda -gerçek hayata dönüş yaptığımda- bunları <I>rüya</I> diye adlandıracağım.
<P class=MsoNormal>İşte yolculuk; yani gerçek yolculuk böylesi bir his, böylesi bir tecrübe benim için. Günlük akışa geri döndüğümde ardımda kalan hep rüya tadında oluyor. Ah, seyahatlerin o belirsizliği ve yarattığı karın ağrısı... Cesurca yol masallarına hazır olmadan, o derin uykuya dalamıyorum, gideceğim coğrafyaları kestiremiyorum hiç! </P>
<P class=MsoNormal>Â </P>
<P class=MsoNormal>Yollar, yollar... Onlar denizlere, kumsallara, sevdiğimiz insanlara ve haritalarda gördüğümüz alanlara gitmiyorlar yalnızca. Farklı kültürlere ve yaşama başka pencerelerden bakışlarını doğrultan insanlara da uzanıyorlar. Yolculuk başka yaşamların içinden geçiyor ve her yol nihayetinde bende bitiyor. Çıktğım her seyahat bana giden yolu uzatıyor. Her ardıma baktığımda, <I>ben</I>in zenginleştiğini, çoğaldığını görüyorum. Kendi içimde var olan yeni mekanlarla tanışıyor ve bazen oralara taşınıyorum. İşte “tatilâ€? ve “seyahatâ€? arasındaki temel fark!</P>
<P class=MsoNormal>Â <IMG height=239 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/61/uykuharitalari_3.jpg" width=236 vspace=10 border=0></P>
<P class=MsoNormal>Kendi hayat yolumu, başka yaşam biçimleriyle kesiştirmek için bir araç tüm yollar. Gitmek için mazeretlerse hep hazır. Kamplar, gençlik organizasyonları, fotoğraf gezileri, konserler, beni bekleyen antik kentler... Gitmek istedikten sonra, ardına takılacak çok şey var. Kapıyı açtıktan sonra nasıl olsa... </P>
<P class=MsoNormal>Â </P>
<P class=MsoNormal>Seyahatler, zamanın farklı biçimlerde geçirilebilecek binlerce ihtimalini gösteriyor ve yaşamımın milyonlarca olasılıktan yalnızca biri olduğunu söylüyor bana. Yaşadığım günlerin, zamanımı paylaştığım insanların, gittiğim mekanların, yaşadığım kentin; yani yaşamımın,- bilinçli ya da bilinçsiz- seçim olduğunu anlıyorum. Dışına çıkmak zor olsa da, neyin içinde olduğumu görüyor “ bir puzzle'ın parçasıyımâ€? diyorum. Bu, puzzle'a uzaktan bakıp ait olduğum boşluğu görme biçimi. Döndüğümde, bazen keyifle eski yerime geçiyorum; fakat bazen bir seyahat beni öylesine değiştiriyor ki, artık eski yerime sığamıyorum. İşimi, ilişkilerimi, aktivitelerimi, evimi... ya da kendimi ait hissettiğim her neyse, onu ve kendimi törpülemem gerekiyor. O zamanlarda da çoğu kez, bir başka puzzle arıyorum, ait olabileceğim. </P>
<P class=MsoNormal>Â </P>
<P class=MsoNormal>Her dönüşümde başka bir bakış ekliyorum gözlerime ve yeni bir gülümseyiş yerleşiyor içime. “Dönüşâ€?leri çok sevmesem de, biraz daha huzurlu, biraz daha derin hissediyorum kendimi. Hafızama eklediğim yeni kareler, görüntüler, zamanın nasıl başka umutlar peşinde akıp gittiğini gösteriyor. Bu, benim için doğrunun tek olmadığını görmenin bir yolu... ve “ prensiplerim ve doğrularımâ€? ardına sığınmadan, duvarlar örmeden özgürlüğü duymanın ve kendini yaşama ayrıcalığının... </P>
<P class=MsoNormal>Â </P>
<P class=MsoNormal>Yolculuğa çıkmadığım zamanlarda, kendimi geçmişinden sorumlu, geleceğine hızla ve hırsla koşan bir tabloya yerleştiriyor ve bir rahatsızlık da hissetmiyorum itiraf etmek gerekirse. Çünkü bu zaman aralıklarında, yani seyahatsiz kaldığımda, kendimi sosyal kimliklerim üzerinden tanımlıyor ve onların gereklerini yerine getiriyorum. </P>
<P class=MsoNormal>Â </P>
<P class=MsoNormal>Bir sonraki seyahatimdeki nefes alışa kadar, yaşamımın rutinine kapılıp gidiyorum böyle. Ama neyseki yollar var ve bu sorumluluğu çekip alıyorlar omuzlarımdan! Çünkü tek mal varlığım gülümsememdir, bakışımdır yollarda. Bir tek onu paylaşabilirim diğerleriyle. Ve o zaman günler ve geceler çok daha keyifli, uzun ve anlamlıdır. O zaman daha esnek bir malzemedendir zaman. Ve o zaman daha kolaydır kapılmak akışa. O zamanlarda ben daha çok benimdir. Ve yarın, öbür gün ve gelecek demeksizin doğanın tüm renklerini bir bir içime yerleştirmek demektir yaşam. Bazen, yüzlerde belirir haritaları yaşamın. Çünkü insanların bakışlarındadır sözleri. Dinleyince duymayı öğrenir kişi. Dinleyince duyulur usulca söylenen şarkılar. </P>
<P class=MsoNormal>Â </P>
<P class=MsoNormal>Uyku haritaları daima orada durur; duymak için dinleyin. Yolculuk gezginin içine düştüğü bir düş... Gözlerinizi kapayın usulca. Belircek yavaş yavaş sınırlar ve yollar. Aslolan geride bırakabilmek ve dönüp de arkaya bakmadan adımlar adımlar adımlar adımlar adımlar adımlar adımlar adımlar adımlar atmak...</P>
<P class=MsoNormal>Â <IMG style="WIDTH: 633px; HEIGHT: 333px" height=223 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/61/uykuharitalari1.jpg" width=295 vspace=10 border=0></P>
<P class=MsoBodyText3>“Tam uykuya dalmak üzere olduğunuz o anı düşünün. Henüz tamamen dalmadan, yarı uyanık olduğunuz o en son an uykuya teslim olmadan, o son çizgide tuhaf düşler görürsünüz. Ama o sırada uyursanız, bu düşlerin tümünü unutursunuz. İşte ben, o son çizgiden geçip uyanıyor ve orada gördüğüm garip düşleri yakalıyorum. Benim yazdıklarımın bir kısmı da bu düşlerdir zaten!â€? <B>Edgar Allen Poe</B></P>
<P class=MsoBodyText3>Â </P>
<P class=MsoNormal>Â </P>
<P class=MsoNormal>Mart 2002</P>